Organil Sebze Meyve

Organik sebze meyve ifadesi bana hep anlam açısından boşlukları dolmamış bir söylem olarak geliyor. Eski zamanlarda sadece sebze ve meyve olarak adlandırdığımız en temel besinlere şimdi neden organik ifadesi ile doğallığını anlatıyoruz.

Sebze ve meyve yine söylenmeye devam etmesi, organik olmayan sebze meyve ile ilaçların gölgesinde yetiştirilen bana en mantıklı ifade olarak geliyor.

Organik olmayan sebze ve meyvelerin hayatımızdaki yerinin artması ile birlikte insan sağlığında ciddi ve gözle görülür bozulmalar araştırmalara ve istatistiklere bilgi olarak girdi. Sağlığını kaybedeb insanoğlu tekrar doğal sebze ve meyveleri yeniden tercih etmeye başladı.

Organik sebze ve meyve olarak adladırılan ürünler yaşamımıza girmeye başladı. Tabi en doğal ürünler köylerimizde anne ve babalarımızın ektiği ürünlerdi. Tarımda daha fazla ürün alma adına şimdi kullanılan tüm girdiler tamamen organik olmayan ürünler, Gübre ve ilaçlar bunların en başında geliyor.

Genel kanı köyden gelen ürünlerin doğal orduğu yönünde. Bu kanı geçmiş hayatımızdaki gerçekliğin bir yansıması. Köy ürünleri adıyla organik olmayan bir çok ürün doğal ürün ismiyle büyük şehirlerde satılmakta. Gentiği değiştirilmiş yemler ile üretilen birçok gıda ise tüketiciler tarafından bilinmiyor.

Tarım bakanlığı tarafından denetimlerin artırılmasından ve sertifikalı ürünlerin satışının sağlanmasından daha önce yapılması gereken eönemli konu eğitim ve tarımsam girdilerin denetlenmesi ve kullanımının bilinçli ve sınırlı yapılmasını sağlamak. Bu aşamada gerekli eğitim ve kontrollerin yapılması titizlikle ve kararlılıkla yapılması gerekiyor.

Doğal tarım ürünlerinin artması aynı zamanda önleyici sağlık açısından birinci derecede öneme sahip olduğu için öneminin paha biçilmez olduğunu anlamak okadar da kolay ve kalıcı olur.

Tüketicilerin tarımsal ürünlerde bilinçlendirilmesi, satış noktalarıın kontrol edilmesi, organik olmayan ürünlerin organik olarak satılmasına engel olarak tedbirlerin alınması ve satış yapanların cezalandırılması gerektiği kanısındayım.

İmkanı olanların, köyde akrabaları olanların yapacağı en doğru şey ise köyleri ile irtibatlarını devam ettirmeleri, köylerinde kendi elleri ile doğal tarım yapmaları ve ürüleri tüketmeleri en garantili yöntem.

Artık tatiller ve yalıklar yerine doğal yaşamımızın en değerli mekanı olan köylerimizde gidip gelmemiz veya yakınlarımız ile irtibatımızı sıkılaştımamız bedensel sağlığımız ile birlikte ruhsal sağlığımız üzerinde olumlu etki yapacak.

Birbiral Bilinçli alışveriş

Şeker, çikolata ve lokum sonrası dişler temizlenmeli

Şeker Bayramında dişlerinizi ihmal etmeyin

Şeker bayramı yaklaşıyor. Aile, akraba, arkadaş ziyaretleri yin en çok yapılan değerli ve güzel şeylerden biri. Geleneksel hale gelen bu ziyaretlerde en çok hediye olarak ziyaret edilen yerlere götürülen şeker, çikolata, lokum gibi şekerli gıdalar olduğu için en çok tüketilen ve ikram edilen gıdalarda bunlar.

Şekerli gıdaların sağlığımıza zarar vermemesi için diş temizliği konusunda bir uyarı da Bakırköy Hospitadent Başhekimi Dt. Selma Kurtoğlu’dan geldi.  Şeker, çikolata, lokum gibi gıdalardan sonra dişlerin özellikle fırçalanması veya bol su ile çalkalanması gerektiği uyarısında bulundu.

Kurtoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, güzel ve sağlıklı dişlerin, estetik avantajlarının yanı sıra genel vücut sağlığına da olumlu etkisi olduğunu kaydederek, ihmal edilen küçük bir çürüğün kalp-damar hastalıklarına, romatizmaya, ülsere, böbrek ve karaciğer sorunlarına hatta kansere bile neden olabildiğini aktardı.

Ağız ve diş sağlığına önem veren ülkelerde diş hekimine 6 ayda bir gitme zorunluluğu bulunduğunu dile getiren Kurtoğlu, Türkiye’de böyle bir zorunluluk olmadığını, iki yılda bir diş hekimine gidildiğini bildirdi.

Kurtoğlu, ağız ve diş bakımında çürükleri önlemenin on temel yolunun bulunduğunu belirterek, bunlardan ilkinin, “sabah ve akşam dişleri fırçalamak, diş ipi kullanmak ve ağız gargaraları ile dişlerin detaylı temizliğini yapmak” olduğunu vurguladı.

Diş ipinin diş temizliğini tamamlayan bir işlem olduğunu aktaran Kurtoğlu, “Dişler ne kadar iyi fırçalansa da ara yüzler ve protezlerin altı diş ipi yardımıyla temizlenir. Plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş fırçalamanın etkisi yüzde 66 iken plağın ağızdan uzaklaştırılmasında diş ipinin rolü yüzde 34’tür. Günde 1 defa mutlaka diş ipi kullanılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Bol suyala dişleri temizlemeli

Kurtoğlu, dengeli beslenmek gerektiğine değinerek, “Beslenme ilk prensip vücut için gerekli her türlü protein vitamin, mineral, karbonhidrat gibi tam besinlerin dengeli bir şekilde alınmasıdır. Bu dengeyi bozacak her türlü alışkanlık genel sağlığımızı nasıl olumsuz etkiliyor ise diş sağlığımızı da olumsuz etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Fındık, ceviz gibi sert besinlerin dişle kırılmaması uyarısında bulunan Kurtoğlu, havuç, elma gibi lifli ve çok sert besinlerin dişleri temizlediğini ve güçlendirdiğini bildirdi.

Diş sağlığı için diğer öneriler

“Şeker, çikolata, lokum gibi gıdalardan sonra dişlerin özellikle fırçalanması veya bol su ile çalkalanması gerekmektedir. Özellikle çocukluk çağında dişlerin çıkması ile birlikte azı dişlere fissür örtücü uygulanması çürükleri önlemektedir. Şekersiz sakız çiğnemek dişlerin temizlenmesine yardımcı olur. Asitli içecekler yerine doğal meyve suları veya maden suları tercih edilmelidir. Düzenli diş hekimine giderek ,belirli aralıklar ile panoramik röntgen çektirerek çürük kontrolü yapılmalıdır. Flor uygulaması ile dişler güçlendirilmelidir.”

Dişlerinize özen göstermenizi şekerli gıdalar tüketirken dikkatli olmayı ve dişlerinizi temiz turmayı unutmayınız.

Birbiral kaliteli hesap

Sosyal Meyda Kullanımında Dikkay Çeken Detay

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), sosyal medya kullanma son istatistiki çalışma sonuçlarını kamu oyu paylaştı.

İnternet çağının başlaması, mobil teknolojinin insan yaşamına girmesi, sosyal medyanın yaygınlaşması ile 7’den 70′ herkes sosyal medyayı kullanıyor. Hatta bu yaş son yapılan araştırmalara göre 7’den 3’e kadar düşmüş durumda.

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya her yaş ve her sosyal gurup tarafından yaygınlaşarak kullanımı artıyor. Son verilere göre Kullanım yaşı her geçen gün daha da düşüyor. Resmi verilere göre 80 milyonluk Türkiye’de 77 milyon cep telefonu abonesi bulunuyor. 50 milyonu aşkın kişi ise aktif olarak sosyal medyayı kullanıyor. 

Uzmanlar kontrollü tavsiye ediyor.

İnternet kullanma sınırının 3 yaşına kadar indiğine bilgisini paylaşan ve dikkat çeken uzmanlar; ebeveynlerin istismar, ihmal, içerikli sosyal medya meteryallerinden zara görmemeleri için tedbir alması gerektiğine vurgu yapıyor. Uzmanlar, öğrencilerin başarısını ve okula uyumunu arttırmak için kontrolsüz uzun süreli sosyal medya kullanımının sınırlanması gerektiğine işaret ediyor ve tavsiye ediyor..

Sosyal medya ağlarına üyelik ve kullanımda yaş sınırı olması dahi üyeliği ve kullanımı engelleyemiyor. Bu engeli sahte isimler ve yanlış bilgilerle üye olabilen küçük yaştaki çocuklar ciddi risk altına giriyor. Öğrenciler sosyal medyada daha çok görüntü, ses, video paylaşıyor.

BTK; Google, Facebook, Reddit, Twitter, Tumblr, Innstagram, Pinterest, Skyhpe, Vimeo,Foursquare, MySpace, Snapchat için üyelik yaşını 13 olarak açıkladı. Linked In için erişim yaş sınırını 16 olarak açıklanırken, Badoo ve Tinder için ise erişim izin yaş sınırını 18 olarak açıklandı. Flickr,Youtube ve WeChat için ise kullanım sınırının 18 yaş üstü olduğu belirtildi.

Bilinçli teknoloji kullanımının aile içinde aile resileri tarafından kontrollü ve bilinçli olarak yerine getirilmesi kaçınılmaz görülüyor. Böylece küçük yaştaki kişilerin sosyal, eğitim ve kültür bilincine ve sağlığına zarar vermeyecek bir sosyal medya kullanımının önünün açılması gerekiyor.

Kaynak: İHA

birbiral birinci kalite ürünler