Karıncalar, Güneşin konumuna göre yön buluyorlar

Bilim adamları tarafından yapılan açılamaya göre, karıncalar yön bulmak için güneşin konumunu ve etraflarındaki görsel verileri kullanıyorlar.

Trthaber.com sitesinde yapılan habere göre; Bilim adamları, karıncaların yön bulmak için güneşin konumunu ve etraflarındaki görsel verileri kullandığını keşfetti.

İngiltere’nin Edinburg Üniversitesi araştırmacıları, karıncaların yön bulma yöntemi üzerine yaptıkları deneylerde, türün hareket yönünü bedensel konumdan ayırabildiğini, dolayısıyla geri geri giderken ve hatta kendi etrafında dönerken dahi rotadan sapmadan ilerleyebildiğini belirledi.

Araştırmacılar, karıncaların yön bulmak için güneşin konumunu ve etraflarındaki görsel verileri kullandığını ancak bunları bir kez hafızaya aldıktan sonra, gövdeleri ve alıcı konumları ne yönde olursa olsun aynı rotayı izlemeye devam edebildiğini keşfetti. Karıncaların bir engelle karşılaşması halinde ise durup ortam verilerini hızla yeniden gözlemledikten sonra yoluna devam edebildikleri tespit edildi.

Karıncaların yön bulma bakımından böcekler içinde benzersiz bir yeteneğe sahip olduğunun altını çizen Edinburg Üniversitesi Enformatik Fakültesi öğretim üyesi Profesör Barbara Webb, karıncaların sürücüsüz araçlar gibi hareket edebildiğini kaydetti.

Karıncalar geri geri giderken yön bulabiliyorlar.

Webb, “Karıncaların görece küçük bir beyni var, bir toplu iğne ucundan daha küçük. Buna rağmen en zor koşullarda, geri geri giderken ve hatta sırtlarında yük varken yönlerini rahatlıkla bulabiliyor. Karıncaların davranışını anlamak bize bu fonksiyonlara sahip robot sistemleri üretmek için esin verebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapılan bilimsel Araştırmada karınca beynindeki sinirsel bağlantıların şemasının çıkarıldığını belirten Webb, söz konusu bağlantıların orman gibi engelli doğal çevrelerde hareket edebilecek arazi robotları için model sağlayacağını vurguladı.

Söz konusu Araştırmanın sonuçları “Current Biology” dergisinde yayımlandı. AA

Dördüncü sanayi devrimi için siz hazır mısınız?

Dördüncü sanayi devrimi ya da diğer adıyla Endüstri 4.0 hayatımızda önemli değişiklikler yaparken bizler ne kadar hazırlıklıyız?

2017 Davus toplatıları ile Dördüncü sanayi devrimi yine önde olan bu konu artık hayatımıza daha fazla yer edinmeye başladı bile. Bu büyük olguyu daha yakından incelemek, neler gerçekleşeceğini görmek ve yaşamımıza neler kayacağını görmek zorundayız.

Son yüzyılda teknoloji alanında meydana gelen değişiklikler yaşammızı çok hızlı bir şekilde kaplamakta ve köklü değişikliklere sebep olmaktadır. Günlük yaşamımız artık teknoloji ürünleri ve hayat yarzı ile adeta kuşatılmış durumda. İnsan oğlu bu olgular ile yaşarken yaşamındaki kazandığı bir çok kolaylığa rağmen kaybettiği bir çok değeri dengelemek için teknolojiyi verimli kullanmalı ve yaşamındaki dengeyi sağlamalıdır.

Kimileri tarafından dördüncü sanayi devrimi olarak nitelendirilen Endüstri 4.0 değişimin şu anda kullanılan üretim düzeninde köklü değişiklikler yapacağı öngörülüyor. Bu öngörünün etkisinin ilk sanayi devrimi dünyanın düzeninde nasıl büyük bir etki yaptıysa Endüstri 4.0 ile benzer bir etkinin yaşanacağı şeklinde tarif ediliyor.

İlk Üç Devrimden Sonrası

Öncelikle şunu tam olarak ifade etmek gerekiyor. Endüstri 4.0 için “yeni bir teknoloji” ya da “iş disiplini” olarak anlatmak veya tarif etmek yeterli olmayacak.. Endüstri 4.0 bundan 10 yıl öncesine kadar elde etmeyi hayal bile edemeyeceğimiz sonuçları almamızı sağlayacak yeni ve yepyeni bir yaklaşım olarak tanımlanabilir.

Peki neden dördüncü? Ondan önceki üç devrim hakkında kısa bir bilgiyi yararlı olduğu görülecek.İlk sanayi devrimi, özellikle İngiltere’de 19. yüzyılda buhar makinelerinin icadıyla başladı. Bu makineler sayesinde fabrikalar kuruldu ve daha önce el tezgahlarında ya da başka küçük atölyelerde yapılan üretim daha hızlı ve daha çok sayıda yapılabilir hale geldi ve dünayaya yaıldı. İkinci devrim ise elektriğin yaygınlaşması ve çeliğin geniş kullanımı ile gerçekleşti. Artık çok daha hızlı ve verimli makineler geliştirilebiliyordu. Bu dönemde büyük fabrikalar ve büyük ölçekli seri üretim başladı. Bu yenilikte tüm Dünya’ya yayıldı ve etkisi insan oğlunun yaşamına girdi.

Bilgisayarlar olmasaydı dördüncü sanayi devrimine geçilmezdi

Tüm bunlardan sonra bilgisayarlar devreye girdi. Üçüncü devrimin baş aktörü dijital teknoloji sayesinde otomasyon süreci hızlandı. Robot kollar ve makineler yavaş yavaş insan emeğinin yerini almaya başladı.

Tam bu noktada bilgisayarlara ya da kişisel bilgisayar olarak tanımladığımız PC’lere ayrı bir paragraf da açmak gerek. Bilgisayarlar ilk ortaya çıktıklarında sadece kendilerini tasarlayan mühendislerin kullanabildiği makinelerdi. Bilgisayarların daha sonra gelişmesi, kullanımlarının kolaylaşması ve sonuç olarak da yaygınlaşması, insanların bu cihazlara yaşamında daha fazla yer vermesine neden oldu. Herkesin kullanabildiği bir hale gelen bilgisayarlar iş dünyasının ve ev yaşamımızın olmazsa olmazları arasına girdi.

Üçüncü sanayi devrimi olarak adlandırılan süreçte PC’ler çok büyük rol oynadı. Üretim süreçlerinde her kademeden insan bilgisayarları kullanarak gelişen teknolojiye kolaylıkla ayak uydurabildi. Bilgisayarlar hem otomasyon süreçlerini oluşturmak için kullanıldı, hem de fabrikalarda kontrollerin sağlanması için ve hala daha geçerli olan insan müdahalesinin en önde gelen aracı olarak önem kazandı. Üçüncü sanayi devriminin en önemli aktörü olan bilgisayarlar, dördüncü sanayi devrimi için de çok önemli bir basamak vazifesi görüyor. Öyle ki, bilgisayarlar olmadan dördüncü sanayi devriminin gerçekleşmesi imkansız olur diyebiliriz.

Dördüncü sanayi devrimi ise dijital teknolojinin potansiyelinin çok daha ileri seviyedeki kullanımı ile gerçekleşiyor. Kendi kendine öğrenebilen, yapay zekaya sahip bilgisayarlara uzaktan bağlı olan robotların, sensörlere gelen verilere göre üretim yapacağı bir dönemden bahsediyoruz. Peki Endüstri 4.0 denen bu yaklaşım nelerden oluşuyor?

Artık bilim kurgu flimlerindeki anlatımların günlük yaşamımızda yerini alacağını şimdiden söylesek hata etmemiş oluruz

Geleneksel mutfağının vazgeçilmezi salep şifa dağıtıyor

En meşhur salep Kahramanmaraş’ın Ahir Dağı eteklerinde yetiştirilen orkidelerden elde edilen, Geçmişten günümüze uzanan geleneksel lezzet salep, kış aylarında vücut direncini artırıyor.

Kış ayları içinde bazen sokaklarda salep tezgahlarında sıcak sıcak satılan ve bizlerin içini ısıttığı için hayatımızda önemli bir yere sahip olan bu geleneksel içecek aynı zamanda şifa dağıtıyor.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özlem Turgay, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan salep bitkisinin Kahramanmaraş başta olmak üzere Muş, Van, Antalya ve Kastamonu gibi şehirlerde endemik bir tür olarak yetiştiğini belirtti.

Kış aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden salebin tıbbi pek çok faydaları bulunduğunu vurgulayan Turgay, “Özellikle kış aylarının vazgeçilmezi salebin çok eski zaman dilimlerinden beri kullanımı çok yaygın. Tıpta, balgam söktürücü, felç giderici ve afrodizyak etkisi biliniyor.” ifadelerini kullandı.

İçecek olarak tüketilmesinin yanı sıra salebin Kahramanmaraş’ta dondurmalarda ve reçel yapımında kullanıldığını aktaran Turgay, sözlerini şöyle tamamladı.

“Salep Türklere has bir içecek. Geleneksel bir tat. Her şeyden önce bir keyif. Osmanlı döneminden itibaren saray mutfağımızda da bol miktarda tüketilen bir gıda maddesi. Bir bardak salepte 150 kalori var. Özellikle başta şeker hastaları olmak üzere pek çok hasta ve hastalıkta son derece büyük faydaları mevcut.”

“Birçok faydası var”

İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ahmet Yener de kış mevsiminde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların çoğaldığını hatırlatarak, soğuk kış günlerinde hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için sıcak içeceklerin tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.

Salebin de bu içecekler arasında önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Yener, “Salep sıcak içildiği zaman hem rahatlatıcı etkisi var hem de sağlık yönünden birçok faydası bulunuyor. Soğuk algınlığı ve gripte sıcak salep içilmesi boğazı rahatlatır, vücut direncinin artırılmasını sağlar. Çok yüksek bir kalori içermediği için diyet uygulayanlar için dahi faydalı sonuçları var. Belli bir miktar içildiğinde zayıflamaya da etkisi vardır. Daha sayamayacağımız birçok faydası var.” diye konuştu.

Yener, salebin doğal olanının tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Kentte dondurma üretimi yapan bir işletme müdürü Sırrı Yanık da salebin dondurmanın özü olduğunu hatırlattı.

Kış aylarında bol bol salep tüketilmesini tavsiye eden Yanık, “Salebin her şeye faydası var. Güç verir, enerji verir, soğuğa karşı kalkan olur insana. Kışın insanların içinizi ısıtacak bir üründür.” dedi.

Salep Kışın yoğun ilgi görüyor

Hilal İzgezer, Mersin’den gezmek için geldiklerini kentte salebin tadına baktıklarını ve çok beğendiklerini söyledi.

Salebin kışın tüketilmesi gerektiği belirten İzgezer “Salep çok güzel bir içecek. Kışın soğuk algınlıklarına, boğaz ağrısına bol tarçınlı içerseniz daha güzel olur. Benim boğazıma çok iyi geliyor. Kışın sürekli salep içiyorum. Kahramanmaraş dediğinde akla ilk gelen yazın dondurma kışın ise saleptir.” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan’dan turistik amaçlı Kahramanmaraş’a gelen Aysel Tokat da ilk kez denediği salebi çok beğendiğini belirterek, “Ben Azeriyim. Bizde bu içecek yok. Türkiye’de içmeye başladım ve çok sevdim.” dedi. AA

Deri Bileklik - Telefon Kılıfları - Takılar- Çantalar için https://deritel.com Sanal Mağazamızı ziyaret edebilirsiniz. Kapat